1. Sezon 2. Bölüm (Onu Yemek İstedim)

Ezgi öğretmenler odasına girdi.

Ezgi Hoca: Günaydın.

Mert Hoca: Günaydın Ezgi Hocam.

Aslı Hoca: Çiçeği burnunda Ezgi Hocam, günaydın.

Aslı neşeli bir yüz ifadesi ve ses tonu ile devam etti:

Aslı Hoca: Ezgi Hocam, nasıl? Alıştın mı okulumuza.

Ezgi Hoca: Evet. Okul güzel, semt güzel.

Mert Hoca: Çok vukuat da olmaz hocam bu okulda. Ailelerin hepsi birbirini tanır.

Ezgi Hoca: Bir tek ismini daha tam benimseyemedim; Hayrettin Hatırlı Lisesi.


Mert telaşlı bir şekilde sağa sola bakınıyordu. Koridorda Ezgi’yi gördü.

Mert Hoca: Ezgi Hocam!

Ezgi Hoca: Mert Hocam hayırdır?

Mert Hoca: Hocam eşim rahatsızlanmış. Çocukların da sınavı var. Matematik, dikkatler çabuk dağılır. Dikkatleri dağılmasın diye sınavı ertelemek istemiyorum. Benim yerime sınıfa girip sınavı yapar mısınız?

Ezgi Hoca: Olur hocam. Süre ne kadar olacak?

Mert Hoca: Bir ders süresi. Zil çalana kadar işte.

Elindeki sınav kağıtlarını Ezgi’ye verdi. Sonra telaşla okuldan çıktı.


Ezgi sınıfa girdiğinde bütün öğrenciler hazır bir şekilde sıralarında bekliyorlardı. Hepsi telaşlı görünüyorlardı. Bir tek kapının dibinde oturan çocuk rahat görünüyordu. Ezgi’nin dikkatini çekti.

Ezgi Hoca: Oğlum senin adın ne?

Onur: Onur.

Ezgi Hoca: Sınavla çok ilgilenmiyormuş gibi görünüyorsun. Çalışmadın mı?

Onur: Hocam benim matematiğim iyidir.

Ezgi Hoca: Peki. Al kağıdını.

Bu sırada sınıfta gülüşmeler yükselmektedir.

Sınıftaki uğultu: Hoca birazdan şok olacak, acemi hoca, şamataya bak şimdi.

Ezgi Hoca: Sınav kağıtlarını açın. sınav başladı. Ders sonuna kadar süreniz var.

Ezgi sınıf boyunca bir tur göz gezdirdi. Tekrar en baştaki yöne bakacak oldu ki Onur’u dibinde görüp irkildi.

Ezgi Hoca: Ayy! Oğlum ne oldu.

Onur: Sınav kağıdım hocam.

Ezgi Hoca: Çalışmadın değil mi?

Onur: Hayır hocam. Soruları cevapladım.

Ezgi kağıdı aldı ve dolu olduğunu gördü.

Ezgi Hoca: Ne ara okudun ne ara cevapları yazdın?

Sınıfta bir kahkaha koptu. Ezgi olanlara anlam veremiyordu. Yüzündeki şaşkınlık ifadesi kahkahanın yükselmesine sebep oldu.


Ertesi gün.

Mert Hoca: Hocam dün sınavı idare ettiğiniz için teşekkür ederim.

Ezgi Hoca: Ne demek hocam. Lafı mı olur? Eşiniz nasıl oldu?

Mert Hoca: Şu an daha iyi. Sanırım yediği yemekten zehirlenmiş.

Ezgi Hoca: Geçmiş olsun.

Mert Hoca: Teşekkür ederim. Sınavda bir sorun çıkmadı umarım.

Ezgi Hoca: Sorun çıkmadı ama bir çocuk sınav kağıdını 1 dakika içinde getirdi. Kopye çekti diyeceğim ama o kadar kısa sürede kopye bile çekemez insan.

Mert gülümsedi.

Mert Hoca: Onur o. O öyledir.

Ezgi Hoca: Ama hocam soruları cevaplamış. Yani kağıtları dağıttım arkamı döndüm önüme geri döndüm. Kağıdı getirmişti.

Mert Hoca: Üstelik cevapların hepsi doğru. Onur böyledir hocam. Diğer derslerde de böyledir.

Ezgi Hoca: O kadar sürede soruları bile okuyamaz. Nasıl okudu? Nasıl yazdı?

Mert Hoca: Hocam o çocuk biraz özel bir çocuk. İyiki yazarken görmediniz. Korkardınız valla!

Aslı içeri girdi.

Aslı Hoca: Ne kaynatıyorsunuz orda?

Mert Hoca: Ezgi hocam Onur’la tanışmış.

Aslı Hoca: Hahahahaaa. Yazarken görmediniz değil mi?

Ezgi Hoca: Görsem korkarmışım.

Aslı Hoca: Korkmasanız da küçük dilinizi yutardınız.

Dedi ve yine güldü.


Onur’un sınıf arkadaşları kafede oturuyorlar.

Melis: Evet ben güçlü çeneli erkeklerden hoşlanıyorum.

Hazal: Onur’u verelim sana.

Kızlar hafifçe gülüştüler.

Melis: O kadar da güçlü olmasın kanka.

Duru: Hakkaten o nasıl bir çenedir ya!

Hazal: Evet ya! Şu kaloriferin borusunu ısırsa koparır.

Yüksek sesle gülüştüler.

Gülşah içeri girdi. Pencerenin dibindeki masaya oturdu. Dışarı bakıp daldı.

Duru: Bir de Gülşah var.

Melis: Evet. Güçlü çene seven erkek var mıdır?

Hazal: Varsa bu kıza tapar.

Kızlar yine yüksek sesle gülüştüler.


Onur annesiyle oturuyor.

Onur’un annesi: Bugün matematik sınavın vardı değil mi oğlum.

Onur: Evet anne.

Onur’un annesi: Nasıl geçti sınavın?

Onur: Anne ya! Bana bazen neden böyle sorular sorduğunu merak ediyorum. Beni bilmiyor musun?

Onur’un annesi: Yazdım verdim demen hoşuma gidiyor oğlum. Bak komşulara. çocukları başarısını yükseltsin diye hocadan hocaya koşturuyorlar.

Bu sırada televizyonda haberler yayınlanmaktadır.

Spiker: Bebeği tarafından ısırılan annelerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Bugün de Çapa Tıp Fakültesi acil servisine ağır yaralı bir anne getirildi. Son kurban ile beraber sayı 8’e yükseldi. Isırılan annelerin 3’ü kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Uzmanlar…

Onur’un annesi: Biliyor musun oğlum? Sen de süt emerken beni fena ısırmıştım.

Onur: Her bebek ısırır anne ama bu biraz farklı. Bebekler parça koparıp çiğniyormuş. Anneler ölüyor.

Onur’un annesi: Oğlum sen de beni bu şekilde ısırdın. Baban yakınımızdaydı da çeneni elleriyle iki tarafa ayırdı. O gürbüz güçlü baban ne kadar zor açtı ağzını biliyor musun?

Onur: Bunlar gibi yaralandın mı peki?

Onur’un annesi: Parça koparamadın ama göğsüm yırtıldı. 8 dikiş atmışlardı.

Onur: Ben mi böyle ısırdım?

Onur’un yüzünde suçlulukla karışık bir hayret ifadesi belirdi.


Berk okulun bahçesinden içeri girerken Onur’u gördü:

Berk: Günaydın.

Onur: Günaydın. Naber?

Berk: İyidir kanka.Senden naber?

Gülşah bu sırada yanlarından geçti. Geçerken Onur’la konuştu.

Gülşah: Pbzrrmmrzsa.

Onur: blpmzrgzm

Onur çantasından ders notları çıkardı ve Gülşah’a verdi.

Berk: O neydi öyle? Vıcır bızır? Ne bu aranızda bir şifre mi?

Onur: Hayır seninle aynı şekilde konuştuk ama çok hızlı bir şekilde.

Berk: Nasıl ya? Sen bızır vızır birşey dedin. O da böyle birşey söyledi. Sonra çantadan çıkarıp notları verdin.

Onur: Ben çok hızlı konuşabiliyorum. Gülşah da öyle. Ne dediğimizi anlıyoruz ama sanırım diğer insanlar söylediklerimizi anlamıyor.

Berk: Siz şimdi konuştunuz mu?

Onur: Evet kanka. Bak işin aslını söyliyim sana Gülşah dışındakiler çok yavaş konuşuyor. Ben bu yüzden sizinle konuşurken çok zorlanıyorum.

Berk: Sen nasıl birşeysin böyle? Gerçi senden her tuhaflık beklenir ama Gülşah’ın böyle tuhaflıkları olduğunu bilmiyordum.

Onur: Aslında bendeki şeyler bunda da var. Gülşah da sınav kağıtlarını hızlı veriyormuş. Geçen 11B’dekiler anlatıyordu.

Berk: Senin kadar hızlı vermiyordur.

Onur: Aynen. Kral benim kanka!

Gülüşerek içeri girdiler.


Zil çaldı. Öğrenciler sınıflarından dışarı çıkarken Cemil Ece’yi gördü. Yanındaki arkadaşını dürttü:

Cemil: Hasan şu kız kadar güzel bir kız yok bu okulda.

Hasan: Ben de bitiyorum şu hatuna.

Bu sırada Onur Ece’yle karşılaştı. Birbirlerine çok yakın duruyorlardı. Göz göze geldiler. Ece öylece kala kaldı. Onur’un gözü dönmüş gibi görünüyordu. Bir anda bir sessizlik yaşandı. Ece korkulu gözlerle etrafa bakmaya başladı. Onur yumruğunu sıktı. Sanki birşey yapmak istiyor da kendini tutmaya çalışıyormuş gibi. Elini kaldıracak gibi oldu. Sonra geri çekti. Yerinden kımıldayamıyor gibiydi. Artık herkes onlara bakıyordu. Onur bir anda koşar adımlarla tuvalete yöneldi. Arkasından Berk tuvalete koştu.

Berk içeri girdiğinde Onur tuvalete girmiş arkasına kapıyı kapatmıştı. İçerden homurdanmaya benzer sesler çıkıyordu. Çıkardığı sesler birşeyleri çağrıştırıyordu ama tam olarak da öyle değil.

Berk: Onur kanka!

Onur yüksek sesle, sızlanmayla homurdanma arası bir ses çıkardı.

Berk: Olum ne oluyor sana ya!

Onur tuvaletten çıktı. Perişan görünüyordu. Lavaboda yüzünü yıkamaya başladı. Çok miktarda su alıp yüzüne çalıyordu. Üst üste defalarca su alıp yüzüne çaldı.

Berk: Kanka birşey söyle!

Onur: Berk onu yemek istedim!

Berk: Ece’yi mi?

Onur: Evet.

Berk: Oğlum onu hepimiz yemek istiyoruz.

Berk bir kahkaha attı.

Berk: Kız gerçekten çok güzel ama sen de böyle herkesin içinde kıza sulandın. Tuvalete koştun.

Onur: Öyle değil!

Diye bağırdı.

Onur: Onu gerçekten yemek istedim.

Berk: Anladık da bokunu çıkarma. Tamam kız güzel yemek istedin. İçinde yaşa bunları. Herkesin içinde olacak şey değil. Madara oldun.

Onur: Lan içimden onu yemek geldi. Canın nasıl köfte çeker onun gibi işte.

Bunları söylerken Onur’un yüzünde kafasının karışık olduğunu belli eden bir ifade belirdi. Bu durum hem kafasını karıştırmış hem de korkutmuştu.

Berk: Lan ne diyon sen ya!

Berk söylenerek tuvaletten çıktı.


Ece arkadaşı Şule ile beraber rehberlik hocası Mehmet’in odasına girdiler.

Şule: Hocam birşey konuşabilir miyiz?

Mehmet Hoca: Gelin bakalım. Ayrı ayrı mı birer şey mi konuşacaksınız? Yoka ikiniz beraber mi geldiniz?

Mehmet gülümsedi ve ikisine baktı.

Ece: Hocam korkuyorum.

Şule: Ben de korktum. Uzaktan bakarken bile korktum.

Mehmet Hoca: Ne oldu kızlar? Sizi birisi mi korkuttu?

Şule: Hocam Onur diye biri var. 11A’da. Ece’ye gözü dönmüş gibi baktı.

Mehmet Hoca: Birşey yaptı mı?

Ece: Yapmadı hocam! Ama çok korktum.

Mehmet Hoca: Birşey yapmadıysa bu kadar korkma. Hepiniz ergenlik çağındasınız. Erkeklerin de kafası karışık. Bazen böyle şeyler olur ama rahatsız ederse birşey yaparsa mutlaka haber ver.

Şule: Hocam öyle değil! Ben uzaktaydım. Dibinde durdu. Saldıracak gibiydi.

Ece: Evet saldıracaktı bana.

Şule: Hocam korkunç görünüyordu.

Mehmet Hoca: Kızlar Onur’u biliyorum. Aslında hepiniz biliyorsunuz. Biraz tuhaf bir çocuktur. Tepkileri normal değil. Etkilenmiştir ama tepkileri farklı olduğu için sizi korkutmuştur. Merak etmeyin. Konuşacağım kendisiyle. Bir daha yaparsa söyleyin.


Gülşah: Bbzmvrebtnebrenbreb.

Onur:Birımznabulrmehe.

Gülşah destekleyici bir yüzü ifadesiyle Onur’a baktı.

Gülşah:Mlkjyhhegebmisnds.

Onur:hasttthrtıkrellmmmm

Ezgi hoca bu sırada yanlarından geçti ve bu sohbete tanık oldu. Hiçbir şey söylemeden öğretmenler odasına girdi.

Ezgi Hoca: Onur’u gördüm. Karşısındaki kıza vızır cızır birşeyler söylüyordu. Dediklerinden birşey anlaşılmıyordu.

Aslı Hoca: Bir oyun bulmuş oynuyorlardır. Ergenleri bilirsin.

Ezgi Hoca: Hayır sohbet ediyormuş gibi görünüyorlardı.

Mert Hoca: Onur tuhaftır. Sürekli bir tuhaflığını görürsünüz ama böyle birşeyini duymamıştım.

Aslı Hoca: Konuştuğu kız da Gülşah’tır kesin. Onun da öyle tuhaflıkları var.


Gülşah sınıfta oturuyor. Yanına Melis oturdu.

Melis: Tatlım naber?

Gülşah: İyi. Senden?

Melis: İyi. Sana birşey soracağım. Geçen koridorda Onur’la beraberdiniz. Birşeyler konuştunuz uzun uzun. Onur’la çıkıyor musun?

Gülşah: Yok. Onur’la arkadaşız. Bir sıkıntısı vardı. Onu anlatıyordu.

Melis: Hadi hadi doğruyu söyle.

Gülşah: Kız valla çıkmıyoruz.

Melis: Biliyor musun? Yakışırdınız aslında.

Gülşah: Onu nerden çıkardın?

Melis: Ortak noktanız çok. O da senin gibi sınav kağıtlarını çabucak veriyor. Biliyor muydun?

Gülşah: Ve bunun için çıkmalıyız. Öyle mi?

Melis: Bir de çeneniz var tabi.

Dedi ve güldü.

Gülşah: Nasıl yani?

Melis: İkinizinde çenesi çok güçlü. Yani dışardan bakınca öyle görünüyor.

Gülşah: Saçmalıyorsun.

Melis: İyi tamam. Karışmıyorum.


Herkes bağırıyor çığlık atıyordu.

Hazal: Ece’ymiş.

Duru: Nasıl olmuş?

Kızlar ağlıyorlar.

Berk: Ece’yi gördüm. Parçalanmış.

Berk öfke ve korku ile etrafına bakıyordu.Bütün öğrenciler panik halinde telefonla konuşuyordu. Bir kısmının ailesi okula geldi. Çocuklar arabalara binip gidiyorlar. Kenarda oturmuş ağlayan kızlar var.


Onur’un annesi arabasıyla eve dönüyordu. Bu sırada radyoda flaş habere girildi:

Radyodaki spiker: Flaş bir haberi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Hayrettin Hatırlı Lisesi’nde bir kız öğrencinin parçalanmış cesedi bulundu. Polis yaptığı ilk açıklamada vahşi bir hayvanın saldırısına uğradığı şüphesi üzerinde durduklarını söyledi. Cesedin üzerinde birçok ısırık izi var ve karın bölgesinin büyük bir kısmı yenmiş. Uzmanlar bu bölgede bunu yapabilecek vahşi bir hayvanın bulunmasının mümkün olmadığını, vahşi hayvan besleyen birilerinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini söylüyor.

Onur’un annesi hemen telefona sarıldı. Onur’u arıyordu. Telefona ulaşılamıyor. Telefon açılmayınca eşini aradı.

Onur’un annesi: Olanları duydun mu?

Onur’un babası: Ne olmuş?

Onur’un annesi: Onur’un okulunda bir kız cesedi bulmuşlar. Vahşi hayvan parçalamış diyorlar. Onurun telefonu kapalı.

Onur’un babası: Arkadaşlarını aradın mı?

Onur’un annesi: Aramadım. Berk’i arasana.

Onur’un babası Berk’i aradı.

Berk: Hayır bugün Onur’u hiç görmedim. Burda korkunç birşey oldu. Ece’ye bir hayvan saldırmış. Beni de annem aldı. Eve geldim. Onur’u gördüğünüzde dikkat etmesini söyleyin.

Onur’un annesi Gülşah’ı aradı. Gülşah’ın da telefonuna ulaşılamıyor.


2. bölümün sonu.

1. Sezon 3. Bölüm (Sadece kadınlar)

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Yazar: the yazar :)

Bu ayrıntıları ileriki tarihlerde paaylaşacağım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s